KAYIP KITA İNSAN VE GAZZE
Sümeyra Özel'in Kaleminden.
Kan kokusunun havayla bütünleştiği Gazze’de 150 günü geride bıraktık. İyi hesap kitap yapıyoruz. Peki! Biz bu 150 günün neresindeyiz?
İzledik, üzüldük ve unuttuk… Hep aynısı olmuyor mu? Suriye savaşında da izledik, üzüldük ve unuttuk. Irak savaşında ben daha ortaokul talebesiydim ve her gün haberlerde savaşın acı çığlıklarına tanık olduk. Ne yaptık veya ne yapabilirdik? Geçmişi geri getirmemiz mümkün değil. İnancımıza göre de olup bitmiş şeylerden şikâyet etmeyip, ders çıkarmamız öğütlenmekte. Bundan dolayı ‘’Ne yapabilirdik?’’ sorusuna odaklanmalıyız. Kısa vade ve uzun vade de yapacaklarımız değişmekte. Ben uzun vadede yapmamız gerekenlerde istikrar sağlayamadığımızı düşünüyorum. Sonunu göremediğiniz bir koşuya çıkıyorsunuz ve buna hazır değilsiniz. Vazgeçme dediğimiz, yol ayrımı tam da bu hazır olmayıştan kaynaklı.
İstikrarlı olup yolumuzdan vazgeçmemek istiyorsak, kalbin karar verici olmasına özen göstermeliyiz. İzleyip unutmamak, bizim elimizde. Her fırsatı değerlendirmeye gayret etmeli mücadeleyi hayatımızın merkezine yerleştirmeliyiz. Yaptığımız yaygın hatalardan biri, sonucu düşünmek. Sonuç merkezli değil aşk merkezli bir yaşam süren Müslüman engellere takılmaz. Tam aksine engeller, bir Müslüman için pişme durakları, fırınlarıdır. Çiğlikten kurtulma ve pişip yükselmek için sebat göstermeli yolumuzdan vazgeçmemeliyiz. Gazze için yapacağımız en büyük şey, hayatımızı mücadelemizin etrafında şekillendirmek olmalı.
Zaman gömleğini Gazze yırtıp attı. Günlerle sayamayacağımız kadar geriye gitmemiz gerekiyor Gazze’yi anlamak için. Atladığımız husus, saydığımız rakamlar, insanlığımızı tekrar tekrar gömdüğümüzün hesabıdır. Her gün Gazze’de biz defnediliyoruz ve her gün tekrar dirilip ruhsuz yaşamımıza geri dönüyoruz. İzlediklerimiz, duyduklarımız bizi anlatıyor. Farkında değiliz! Gazzeliler hatta Filistinliler bir kez öldüler ve bir kez toprağa gömüldüler. Onlar firavunların göz boyadığı, uyuttuğu şeylere meydan okudular ve direndiler. Zamana ve mekana meydan okuyan bu ruhların vefatını değil, yaşamanın ne demek olduğunu öğreniyoruz. Biz insanlığımızı defnettik Gazze’de. Toprağa verdiğimiz insanlığımızı toprak terbiye ederde belki insanlık filiz verir. Terbiye edilmeyen insanlığımızın vefatının 150. Günü, başımız sağ olsun.
İzledik, üzüldük ve asla unutmayacağız… Bu bir kırılma noktası olabilir. Bundan sonra yazacağımız ‘’ İzlemedik’’ diye başlaması için örüntüyü bozmamız gerekiyor. Bunu yapabiliriz, bize düşen inanmak kardeşim. Gazze sensin ama Gazze sensiz. Sen Gazze’ye dönüş (değiş demiyorum ), Halep’e dönüş ve sen Mekke ve Medine’ye dönüş. Zamanın yemi olma, mekanın maddesine bağlanma. Zaman ve mekânı aşan aşkla bütünleşmek için Kendi’nden sıyrıl ve Bütün’ün parçası olmaya talip ol. Gazze bizlere ‘’Yaşamın’’ ne olduğunu öğretiyor. Yaşamaktan uzak ölüler dünyasına diri kalmayı öğretiyor. Kayıp kıta insan ve Gazze…