GAZZE'DE KENDİNİ BULMAK.

Sümeyra Özel'in kaleminden.

Gazze’de soykırım devam ederken BM açıklama yaptı. Yaptığı açıklamaya şaşırmadık çünkü kim kimin maşası biliyoruz. BM, Gazze’de olan yıkımın enkazlarını temizlemenin derdine düştü.  Enkazların temizlenmesinin yıllar alacağını söyleyerek BM, savaşın sonucuna şimdiden hazırlık yapıyor. Savaş bitmeyecek! Lakin Yafa, Hayfa ve el-Halil’in başına gelen Gazze’nin başına gelecek gibi gözükmekte.  Bu üzücü fikri söylemek çok acı verse de oynanan senaryo aynı olunca şaşırmıyor insan. Yafa şehrini ve tarihi miraslarını biliyor muyuz? Osmanlı devletinin izlerini bölgede silmek için nasıl sinsi ilerliyor katil Siyonist İsrail. Biz Osmanlı devletini tanımıyorken Yafa’da ki tarihimize sahip çıkmaktan bahsetmem biraz tuhaf oldu. İşte kimlik karmaşası yaşayan bu coğrafyanın çocukları şaşkın şaşkın gününü geçiriyor.
Savaş bitmeyecek dedik. Çünkü; öldükçe çoğalıyoruz. Öldükçe toprakla bütünleşerek canlanıyoruz.
Saldıran onlar! İsrail kurulduğundan itibaren hep aynı söylemlerle insanları kandırabileceğini zannediyor. Aksa Tufanı başladıktan sonra aynı söylemlerle İsrail dünyaya açıklama yaptı. ‘’Onlar bize saldırdı’’ mesajları vererek mağdur ve masum ayağına yatarak tüm suçlarını örteceğini zanneden İsrail ve kan emici Amerika, medyanın gücüne inanıyor. Tarihte o kadar çok örneği var ki. Hangisini sırayla yazalım karar veremiyor insan. Propagandayla şırıngayı batırıyorlar,  uyuşmak isteyen kitlede hazır, bu fırsat kaçmaz!  
En güçlü silahı propaganda olan Siyonistler, Theodore Herzl’in 1894’den itibaren, kitaplaştırdığı fikirlerini gerçekleştirmek için çabalıyor.  Propaganda ile bu başarısına ulaşa(maya)n İsrail, medyayla amaçlarına ulaşmanın hayali içinde yaşıyor. Gazze aslında onların hedeflerine ulaşamadığının da bir göstergesi. Gazze halkı tüm Filistin’in sesi olmaya devam ederken İslam âleminin suskunluğunu da taşıyor. Tarihte şu oldu bu oldu, yaz çiz ve anlat. Sonuç, duracağımız aslı yeri bilmeden kuru bir tarih öğrenmek, dıştan cilalı ama içten küflü bir testiye bizi benzetir. Suyu koyup küf içmek ve hastalanmak kaçınılmaz sondur. Tarihi ağızda gevelemek de bizi, saman yiyen bir koyuna döndürür. Çiğne çiğne dur!
*
Hayran olduğumuz Batı’dan bahsetmeden olmaz. Medeniyeti öğrenmek için can attığımız Batı’dan bahsediyorum. Kendimizdeki hazineyi göremeyecek kadar körleştiğimiz için Batı’nın caniliğini, kan emiciliğini göremiyoruz. Theodore Herzl, ‘’Dreyfüs olayından’’  etkilendiğini dile getirmiş ve Siyonizm fikrini temellendirmişti. Irkçı bakıştan rahatsız oldukları için kendilerine ait olmayan topraklarda hak iddia etmeye çalışan Siyonistler ile Kızılderililerin yok edilmesinde başrolde oynayan beyaz kuzey barbarlarının aynı kafa yapısına sahip olduğunu neden kabullenemiyoruz? Siyonizm, Avrupa’nın doğurduğu gayrı meşru çocuğudur. Thomas Kierman’ın  ‘’ Siyonistler Avrupalıydılar. Avrupa Yahudilerinin ataları ile eski İbrani kabileleri arasında biyolojik ve antropolojik hiçbir bağ yoktur’’ sözü sanırım her şeyi özetliyor.
Birleşmiş Milletlerin açıklaması veya Amerika’nın benim dediğim olur tavrını bir kenara bırakarak,  ‘’Gazze’de kendimizi bulalım’’ diyerek bir diriliş çağrısında bulunmak istiyorum. Gazze, mekândan daha fazlası demiştik. O zaman Gazze’ye dön ve bak! Sensin yok sayılan, ötelenen ve aşağılardan daha aşağıya düşen. Bu düşüşte Gazze’nin uzattığı zeytin dalını yakala. Yakala! Dibe çakılmadan,  Allah’ın (c.c.) bizim için yarattığı hikmetleri gör. Gazze, bize kendimizi gösteriyor. Varlığımızı var eden, Var’ın yarattığı insan olma şerefinin farkına varıp kendimizi bulalım. Yunus Emre ne güzel demiş;‘’ Küçük insanlar dengini, büyük insanlar kendini arar.’’
Gazze, kendini aradığın duraktır. Bekle! Bu durağı kaçırma, yaratılışımız HAKİKATTİR.

Gazze Savaş İsrail